12.3.07

"Cumartesi babası"

Bundan birkaç yıl önce Beyoğlu'nda Cumartesi günleri toplanıp gözaltında kaybolan çocukları ve yakınları için eylem yapan kadınlara Cumartesi anneleri deniyordu. Bundan esinlenerek ben de belli bir baba türüne "Cumartesi babaları" diyorum. O babalar ki, çevremizde sık sık görürüz. Genellikle 35 yaşın üstünde boşanmış, iş güç sahibi babalardır. Mahkemeler çocuğun hafta içi annede, hafta sonu babada kalmasını uygun görmüştür. Bu nedenle ne kadar iyi bir baba olduklarını ancak Cumartesi ya da Pazar günleri gösterebilirler. Çocuklarını alarak içinde sinema kompleksi olan bir alışveriş merkezine götürürler. Yemek memek yedirip, oyuncak moyuncak alıp, film milm seyrederler. Hemen hemen her hafta sonu aynı program. Bu böyle sürer gider... Bir alısveriş merkezinde yanında çocuk olan ve lüzumlu lüzumsuz her şeye para harcayan bir adam görürseniz, hemen "Cumartesi babası" olup olmadığını anlarsınız zaten.

7.3.07

"yanlış" sözcüğünü bile yanlış yazmak

Türkçe'de Olmayan Sözcükler Sözlüğü'nün Ekşi Sözlük kadar popüler olmadığı bir gerçek. Fakat Türkçe'de olmayan sözcükler konusunda Google'ı hayli meşgul ediyoruz. Bugün istatistikleri kontrol ederken, arama motorları aracılığıyla bloguma yönlenen okuyucuların hangi sözcüklerle arama yaptıklarına baktım.

Türkçe'de Olmayan Sözcükler (bunu yazınca sözcükler listesi çıkmıyor ne yazık ki)
Banel ne demek (annesine sorar gibi Google'a soruyor arkadaşımız)
Baya ("bayağı" demek istedi galiba)
Türkçe'de yalnış yazılan ("yalnış" yazmışsın arkadaşım)
Türkçe sözlük ironi (hah, doğru yere geldin, kelimelerin ironik anlamlarını başka yerde bulamazsın)
Tiraj
Nezaket sözcük (hmmm, bu sözlükleri de Google'da aradıklarına göre, bunun sözlüğünü de hazırlasam mı acaba?)

22.2.07

"R2"

R2 şeklinde yazılınca ürün kodu gibi duran kelime son zamanlarda sıkça duyduğumuz doğu şifacılık yöntemlerinden biri olan "reiki" aslında. Yine buz dansçısı şarkıcı kızımız geçen akşam Okan Bayülgen'in programında Türkçemiz'e şahane bir telaffuz kazandırdı. "R2 yapıyorum", "R2 yapacağım" vb. Vurguyu başa alarak ve kelimenin içindeki "-i-ki" hecelerini de rakam gibi okuyarak kelimeyi şu hale getiriyor ya, pes!

HASİBE EREN'E NOT: Avrupa Yakası dizisindeki Makbule rolünde vurguları ve uzatmaları yanlış kullanınca bizi çok eğlendiriyordunuz. Şimdi size bir rakip çıktı. Üstelik doğaçlama yapıyor...

20.2.07

"ay ne kadar banel!"

Magazin programında şarkıcı-buz dansçısı kızımızın ileri Türkçe bilgisini herkese gösterdiği anın repliği.

"Banal" diyemeyen kızımız "banel" diyerek Türkçe'de Olmayan Sözcükler Sözlüğü'ne yeni bir madde kazandırdı. "Bayağı, sıradan" anlamına gelen "banal" kelimesini ne ya da kim için kullandı, hatırlamıyorum ama kendini hayli "banal" konuma soktuğu kesin...

6.2.07

"bayan"

Elbette "bayan" sözcüğü Türkçe'de var. Ancak cinsiyet bildiren "kadın" ya da "dişi" sözcüğüyle eşanlamlı değil. "Bayan" bir ünvan, bir hitap sözüdür. "Bayan Ayşe Aksoy" diye hitap ettiğimiz bir kadına, toplum içinde belli bir mesafede durduğumuzu, saygı duyduğumuzu, nezaket kurallarına son derece dikkat ettiğimizi ifade eder.

"Bayan" sözcüğü son yıllarda birebir "kadın" sözcüğü yerine kullanılmaya başlandı.

Bayan reyonu, bayan ayakkabısı, bayan parfümü


Temelde iyi niyetli olarak "daha nazik olma" çabası içeren bu anlam kaydırması aslında "iyi niyetli olmayan" bazı davranış ve düşünceleri kamufle etmeye çalışıyor olabilir mi? Kadına "kadın" demek kaba bir tanımlama mıdır? Yoksa kadına "kadın" dediğimizde mesafe ve nezaket kurallarının yok sayıldığı üçüncü bir tür mü kastediliyor? Mesela "kadın" denince kadınlık organı olan insan dişisi, "bayan" denince topuklu ayakkabı giyen (ve böylece cinselliği sembolikleştirilip, erişilmez olduğu ima edilen) insan dişisi (karımız, bacımız, öğretmenimiz... gibi) anlamları yükleniyor olabilir mi?


"Bayan" sözcüğü daha çok eğitimli (ya da kendini öyle göstermek isteyen) erkekler tarafından ve kendini "bayan" olarak lanse etmek isteyen (niyeyse) kadınlar tarafından kullanılıyor.

"Nerde ineceksiniz bayan?"

"Belediye bizim gibi bayanların da katılacağı kurslar...."

"Bayan seyircilerimizden gelen yoğun talep üzerine ....."

24.1.07

"... tirajımız var"

Bu sözcük halk arasında değil, özellikle gazeteciler arasında yanlış kullanılıyor. Tiraj, Fransızca'dan gelme, sonu "j" harfi ile bittiği için söylenişi çok havalı bir sözcük. Bir yayının (gazete, dergi vb.) satışa sunulmak için matbaadan çıkan sayısını anlatır. Yani "on bin tirajımız var" demek, "yayınımızdan her seferinde on bin adet basıp, satışa sunuyoruz" demektir. Bu sözcüğün yanlış kullanımı ise (sanıyorum hem rakamı yüksek göstermek, hem de karşıdakine havalı bir sözcükle üstünlük sağlamak için reklamcılar tarafından kasıtlı olarak yanlış söyleniyor) özellikle medyada satış rakamlarından bahsederken oluyor. Çünkü on bin adet basılan hiçbir dergi, (istisnai durumlar hariç) on bin adet satmaz. Ay sonunda satılmayanlar iade edilir, net satış, tiraj eksi iade sayısı olarak hesaplanır. Reklamvereni aslında net satış rakamı ilgilendirir, kağıdınız ve paranız bolsa, istediğiniz tirajı yaparsınız, kime ne... Medyamızın güzide yayınlarında bile tiraj kelimesi satış adedi yerine kullanılıyor.

10.1.07

"olm"

Bilmeyenler "olmak", "olmaz" gibi kelimelerin kısaltması sanabilir. Aslında "oğlum" sözcüğünün kısaltmasıdır. Yaşıt erkekler arasında birbirine "oğlum" diye hitap etmek yaygındır. Bu da, telaffuzun deforme edildiği yetmiyormuş gibi yazımın da iyice deforme edilmiş halidir. Bilemiyorum, erkek jargonu, messenger dili... Daha fazla yazamayacağım. Ekleme yapmak isteyen buyursun...

2.1.07

"fevkaladenin fevkinde"

"Şeyimin şeyinde ..." türünden bir çağrışım yapsa da, gramer hatası olmayan bir tamlama olarak malum kişi tarafından günlük dilde kullanılmıştır. "Olağanüstünden de öte", "ultra mega" gibi bir anlamı vardır. Hakkı Devrim, bu ifadenin malum kişinin mübalağa merakını ifade ettiğinin altını çizerek yaygın olmamakla birlikte kullanımının da yanlış olmadığını güzel güzel izah etmişti... (Bkz. Makina - 30 Aralık 2006)

19.10.06

"... dermişim"

Dilimizdeki en iki yüzlü sözcüktür. Söylemeden duramayacağınız, ama söylediğinizde de karşınızdakini kıracağınız durumları kurtarmak için icat edilmiş gibi görünse de; söyleyen kişiyi patavatsız olmaktan kurtaramaz. Örneğin,
- Yeni pantolonum nasıl? Yakışmış mı?
- Ay, o ne biçim pantolon! Poponu kocaman göstermiş... dermişim. Ha ha ha...
(Sessizlik)

Bu örnekte de görüldüğü üzere, "dermiş gibi yapmak" böyle durumlarda hiç şakaya benzemediği ve durumu kurtaramadığı gibi bu sözcüğü kullanan kişiyi diğerinin gözünde kaypak durumuna sokar. Doğrusu şöyle olmalı:

- Yeni pantolonum nasıl? Yakışmış mı?
- Kesimi dar olduğu için kalçanı geniş gösterebilir, böyle değil de topuklu ayakkabıyla giy bence...

Toplantıdayım, toplantıdasın, toplantıda...

Cep telefonu kullanımı yaygınlaştıkça popüleritesi artan sözcüklerden biri de "toplantıdayım". Sözlük anlamı ile "şu anda meslektaşlarımla işle ilgili bir konuda toplantı yapıyoruz" demek olan bu sözcük artık "meşgulüm", "yanımda başkaları var, konuşamayacağım" ya da "şu anda konuşamayacağım, sonra konuşalım" anlamında da kullanılır oldu. İşin ilginci, tezgahtar ya da sekreter olduğunu bildiğiniz insanlar da (işleri gereği pek toplantı yapmasalar da) artık sık sık "toplantıdayım" diye cevap verebiliyor. (Toplantıda cep telefonu kapatılır ya da sessize alınır. Madem toplantıdasın, telefona neden cevap veriyorsun?) İnsanların yapmak istedikleri değil, buldukları işlerde çalıştığı bir toplumda çoğu kimsenin yaptığı işten memnun olmaması doğal. Ancak yaptığı işi önce kendi küçümseyen ve ciddiye almayanların dışarı karşı daha ciddi görünmek için "toplantıdayım" sözcüğünü bu kadar sık kullanması çok ironik...

14.10.06

"Sizinle şunu paylaşmak istiyorum"

Son zamanlarda iş dünyasında kullanımı yaygınlaşmış bir sözdür. "Paylaşmak" sözcüğü "söylemek", "sormak", "teklif etmek" vb. anlamlarda kullanılmaya çalışılır. "Bunu patronuma sormam gerekiyor" yerine, o iş yerini dışarı karşı daha medeni, daha kurumsal bir yer gibi gösterebilmek için "Bunu ... beyle paylaşayım" denir ve günlerce cevap verilmez. Aynı şekilde yine iş konusunda "size bir fiyat teklifim var" yerine "sizinle şu rakamları paylaşmak istiyorum" denir. Gereksiz yere laf dolandırılarak, görünüşte nazik olunmaya çalışılır. Buradaki "paylaşma" sözcüğüyle kar paylaşımı, gelir paylaşımı, hisselerin paylaşımı kastedilmez. Günümüzde yaygın olarak kullanılan "toplantı" sözcüğü gibi, iş dünyasında karşı tarafa "biz meşgul insanlarız, çok ciddi işler yapıyoruz" mesajı vermek için yanıltma ya da kafa karıştırma için icat edilmiştir. Genellikle satış asistanları ya da sekreterlerin sıklıkla kullandığı bir sözcüktür. bkz. "toplantıdalar"

"Ama, ama.." kişiliği

"Ama, ama..." kişiliği daha çok 1980 ve sonrasında doğmuş gençlerimizde görülen bir kişilik bozukluğudur. Genellikle kişinin kendisi ve çevresi bunun bir bozukluk olduğunu bilmez. Okullarını bitirip iş hayatına atılmış gençlerimiz, teknoloji çağında bir dediği iki edilmeden büyütülmüş olmanın verdiği sonsuz özgüvenle iş yaşamının gereklerini kavramakta zorluk çekerler. Verilen görevleri kendi bildikleri gibi yapmak isterler. Akıl verilmesinden hoşlanmazlar, eleştirilmekten, yetersizliklerinin yüzlerine vurulmasından nefret ederler. Her soruya, her isteğe ya da her söze "ama, ama..." diye başlayan ve hep kendi yaptıklarını haklı göstermeye çalışan bir açıklama ile cavap verirler. Onlardan isteneni anlamaya çalışmak yerine kendi yapmak istediklerini size kabul ettirmek için çaba sarfeder, dil dökerler. Hiçbir söze "peki, tamam" diye cevap verdikleri görülmemiştir. Çok zeki ve yetenekli olmalarına rağmen hiçbir işi tam ve doğru olarak yaptıkları da söylenemez.

21.6.06

"İşadamımsı"

Türkçe'de "... gibi" anlamına gelen "-ımsı, -imsi" ekinin "iş" ve "adam" gibi kallavi çağrışımlara sahip iki kelimeye eşlik etmesi sonucunda türetilmiştir. Benden önce türeten de kullananlar da olmuştur belki. Ben belli bir tipteki erkekleri tanımlamak için kullanıyorum.

- Beyefendi ne iş yaparsınız?
- İşadamıyım (babamın şirketinde herkesin bir işi var, benim de bir koltuğum var, kartvizitimde genel koordinatör yazıyor, pek bir işe bakmıyorum ama her işe bakarmıs gibi davranıyorum. Sekreterime 'kızım' diye hitap ederim, yazları Bodrum ve Çeşme'ye, kışları Uludağ'a giderim. Her mevsim solaryum yanığıyım, gömlek giyer ama yakasını iliklemeyerek solaryum yanığı göğsümü herkese gösteririm)

- Beyefendi ne iş yaparsınız?
- İşadamıyım, tekstilciyim (Osmanbey'de ve Laleli'de Ruslar'a tapon giysiler satan mağazalarımız var. Zamanında dövizden voliyi vurduk, şimdi başka nereden vurabiliriz diye bakıyoruz. Genellikle ikinci ya da üçüncü sınıf mankenlerle çıkarım, para harcamayı severim ama Nişantaşı'na gittiğimde otoparka para vermemek için arabamı yola ya da kaldırıma park etmekten çekinmem)

"Döncem ben sana..."

Cep telefonunun 15-16 yaş grubundaki kızlar arasında yaygınlaşmasından sonra türediği gözlemlenmiştir. Birinin yüzüne telefonu kısa yoldan kapatmak için kullanılır ve "söyleyeceklerim daha bitmedi, ben seni daha sonra arayacağım" anlamındadır, sözcük sayısı bakımından %40 daha kısa, nezaket bakımından %200 daha fukaradır. Bir insan zaten o anda telefonda konuşmakta olduğu kişiye niye böyle bir şey söyler? Ne söyleyecekse neden o anda söylemez? Eğer kendi aradıysa ve lafı bitmediyse neden kapatmak ister? Eğer karşı taraf aradıysa konuşmanın burada bitmesi gerektiğine nasıl karar verir? Bu nezaket fukarası sözü meşgul görünmek için sık sık kullanan "işadamımsı"lar da vardır. Onlar asla kravat takmadıkları için iki yakası bir araya gelmeyen gömlekleriyle Nişantaşı'nda dolaşırlar... (bkz. işadamımsı)

16.6.06

"Kıro kadın" ya da "kadının kırosu"

Türkçe'de böyle bir ifade yok. "Kıro" sözü kaba saba, toplum kurallarına uymayan, çevresindekilere görüntüsü ve davranışlarıyla rahatsızlık veren, çoğunlukla kırsal kökenli -ama kentte yaşayan- erkekler için kullanılıyor.

Son zamanlarda çevremde bu tanıma uygun davranan kadınların da var olduğunu hayretle gördüm. Mesela bir kadının iş arkadaşlarıyla yemeğe gidip, yemeğin sonunda herkesin ortasında kürdanla dişlerini karştırması ve diliyle et kırıntılarını kürdanın üzerinden temizlemesi ve bunu yaparken de bir yandan konuşması, gülmesi ama eliyle ne ağzını ne de kürdanı kapama gereği duymaması. Aynı kadının kadınlar tuvaletinde kabinin kapısını güm diye itmesi ve kapının açılmaması üzerine -belli ki içeriden kilitli, içeride biri var- kapıyı iterek açmaya uğraşması (kapıyı tıklamayı ya da yandaki kabine girmeyi neden akıl edemez ki bir kadın?)... Aynı kadının kadınsı konuların konuşulduğu bir ortamda birayı şişeden içtiğini ve eteği bacaklarından geçirerek giydiğini anlatması... Bütün erkeklerle (arkadaşlık seviyesi ne olursa olsun) enseye tokat muhabbetlere girmesi...

9.6.06

Dombalak

Aslı "tombalak". Üniversite çağındaki gençlerin türettiği sanılıyor. Tahmin edilebileceği gibi şişman insanları aşağılamak ve onlarla alay etmek için kullanılan bir sözcük.